Temenniler

29/4/2009 | Kategori: Yasam |



Kaybolabilsem şöyle birkaç yıl ortalıklardan
Herkesten uzak bir şehre yerleşebilsem
Kimsenin beni tanımadığı
Benimse kimseyi tanımak istemeyeceğim
Maviliklerin arasında
Kuşların melodisi eşliğinde
Sadece ben kalabilsem..
Mutluluğu orada bulabilsem.
Hatıralar,yaşanmışlıklar bavulda kalsa
Ve benim bavulun içindekilere hiç ihtiyacım olmasa
Sığınacak 4 duvarım olsa
Duvarların her biri mutlu renklerle boyansa
Siyah renk hayatımda hiç yer almasa
Gökkuşağı hep gökyüzünde asılı kalsa
Yağmur yağdığı zaman ki toprak kokusu her zaman olsa
Sonbahar da olsa kış da olsa
Karamsar olunmasa
İnsan kendine mutlu olacak
Bir sebep her zaman bulabilse
İşte hayat bu
Ve yaşamaya değer her zaman diyebilse
pişmanlık hiç olmasa
Keşke…”keşke”ler sadece 1 kez kullanılsa
“İyi ki yapmışım” lar kaplasa 4 bir yanımızı
dostlar.
Güvenilir arkadaşlıklar hep uzun süreli olabilse
anne baba sevgisi gibi karşılıksız sevebilsek
yediklerimizde hep anne eli değmiş gibi aynı lezzeti bulabilsek
hastalandığımızda başucumuzda iyileşmemizi bekleyen şefkat dolu bakan bir çift göz bulabilsek
düşünsek ve başarsak
yada istesek ve elde etsek
korkular ve yenilgiler hiç olmasa
cesaretlendirsek kendimizi her konuda
sıvazlasak sırtımızı daha kuvvetlice
kulağımıza hep aynı ses fısıldasa aynı kelimeyi söylese
“güveniyorum sana” dese
ihtiyacımız olduğunda elimizi uzatsak
yardımcı olacak kişi hep orada olsa
yada hiçbir şeye hiçbir zaman ihtiyacımız olmasa
doğanın dengesi bu diyerek göz yummasak her şeye
“doğayı sev”,”çevreyi koru” sadece 2 kelimeden ibaret olmasa
anlamını bilerek hareket edebilsek
büyük balık küçük balığı yemese
küçük balık yenilgiyi hemen kabullenmese
savaşsa yaşamak için
ve sıkıntılar hiç olmasa
stres her hastalığın nedeni olmasa
kimsenin borcu olmasa
herkes aldığı paradan memnun kalsa
ve herkes karnı tok olarak uykuya dalsa
rüyalar hep mutlu
hayaller her zaman gerçek olsa
sevenler daima sevilse
herkes mutlu olmayı hak etse
her şey ama her şey benim tüm bu yazdığım temenniler gibi olsa
yine de sorgular mıydık acaba
niye geldik o halde biz bu dünyaya
sınavdan ibaret değil midir zaten yaşamak
aldığımız her nefesimizin bile hesabı sorulacakken
her şey güllük gülistanlık olduğunda
biz insanoğlu yetinebilecek miyiz?
Daha fazlasını daha istemeden şükredebilecek miyiz ?

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İçimde Bir Mahzun Çocuk!

27/4/2009 | Kategori: Siirler |

http://fotografmakale.files.wordpress.com/2009/01/cocuk1.jpg

Gecelerim var dı
Ağlayışlarıma yelken tutan
Bir fırtına kopardı;
Gün biterken ufuktan! ...

Gecelerim var dı
Gönlüm, karanlığında siyah ve soğuk
Tutkuyla hayal ederdi;
Korkuyor uzaklardan içimde bir mahzun çocuk.

Gecelerim var dı
Göklerinde gez gezebildiğin kadar
Dolunay sevgilimdi;
Kıskanır hep, gösterişteki tatlı yıldızlardan! ...

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sustum...

27/4/2009 | Kategori: Guzel Yazilar |



Sustum… Öylesine… Bir nefeste… Aheste… Varsın güller açılmasın bundan sonra… Varsın olsun! Eksik olsun… Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun… Koygar şahinler uçurmam bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde… Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle… Sustum… Dertli kalem… Artık sen söyle!

Sustum… Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum… Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim… Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan… Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan…

Sustum… Kelamın koridorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim… Sustum ve nihayet kar eyledim… İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim… Evet! Belkide bir zamanlar meyustum… Ama korkmayın artık… Sustum… Sustum…

Sustum… Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana… Tuş oluşunu gördüm, sustum… Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum… Sustum… Sustum…

Sustum… Olmayan saygının kaygısını çekerek… Bağrımdaki çorak toprağa Mecnun’un efkarını ekerek… Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek… Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek… Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek… Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek… Sustum…

Sustum… Konuş deseler de… Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde… Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla menşeli vesveselerde… Veya… Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde… Söz dedim ya… Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu… İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köselerde… Sustum… Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de… Neyse… Sustum…

Sustum… Gemiler kalkıyordu limandan… Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra… Küçük bir çocuk çehresiyle kanadı ufkun derinlikleri… İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri… Yaseminler de bivefa, kokmayınca bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdeniz’in rutubet kokan nefesi… Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi… Sustum…

Sustum… Sebepsiz yere… Ruhum yara bere… Eyvahları yollamadan mutebere… Biliyor musun ah aziz dostum… Ben sustum

Güçer Kafa

Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı